|
Travma Sonrası Stres
Bozuklukları ve Hipnoterapi...
Travma, canlı üzerinde
bedensel ve ruhsal açıdan önemli etkiler
bırakan yaşantı olarak tanımlanmaktadır. Deprem
ve sel gibi doğal afetler, trafik kazaları,
ölümler, yangınlar, saldırılar, işkence, tecavüz
gibi travmalar herkes için yaşamın acı
yönleridir. Çoğumuz bu tür bir olayla
karşılaştığımızda korku ve çaresizlik
yaşarız.Travmalar, ruh sağlığımızı olumsuz
etkileyebilir ve etkisi yıllarca sürebilecek
izler bırakabilir. Travma oluşumundan sonraki
ilk 1 ayda gözlenen duruma Akut Stres Bozukluğu
denmektedir. Bazı kişilerde ise bunun sonrasında
Travma sonrası stres bozukluğu ya da diğer adı
ile posttravmatik stres bozuklugu dediğimiz bir
durum gelişebilmektedir. Her üç kişiden biri
hayatlarının bir evresinde ağır travma
yaşamaktadırlar. Bunların % 10-20 ‘si Travma
sonrası stres bozukluğu yaşamaktadır. Hayat boyu
TSSB rastlanma oranı % 8 bulunmuştur. Kadınlarda
tecavüzler ve fiziksel taciz daha yüksekken,
erkeklerde silahlı saldırı daha önde
gelmektedir. Kadınlarda belirtiler daha
şiddetlidir ve daha uzun sürmektedir. Kadınlarda
travmatik olayın 15 yaş öncesinde başlama riski
fazladır(özellikle cinsel taciz ve tecavüzler).
Travmalardan etkilenen
insanlar, yaşadıkları
olayları istemedikleri halde ve nedensiz yere
sık sık hatırlayabilirler. Bu tür anılar,
düşünceler, hayaller, kişiye ciddi bir sıkıntı
verebilir. Yaşadığı olay kişinin rüyalarına
girer, gördüğü kabuslar uyku düzenini bozar.
Travmayı hatırlatan herhangi bir durum, yer,
nesne, görüntü veya ses gibi uyaranlar, kişide
ciddi bir sıkıntı yaratır ve çoğunlukla bu
sıkıntıya eşlik eden çarpıntı, titreme, terleme,
nefes darlığı gibi fiziksel belirtilere yol
açabilir. Örneğin bir trafik kazasından sonra
arabaları görmek ya da depremden sonra enkaz
görüntüleriyle karşılaşmak, kişileri
zorlayabilir. Bazı durumlarda ise, yaşanılan
olay kişinin gözlerinin önünden bir film şeridi
gibi geçer ya da kişi o olayı tekrar yaşıyormuş
gibi hisseder.Travmayla
ilgili anılar,
kişiyi bunalttığı
için, kişi olayla ilgili konuşmaktan, olayı
hatırlatan uyaranlardan, hatta olayı bile
düşünmekten kaçınmaya çalışır. Bu kişiler,
örneğin etkilendikleri olaylar sonucu, araba
kullanmak istemezler, karanlıkta kalamazlar,
uyuyamazlar, yalnız kalamazlar, sağlam olduğunu
bildikleri binalara bile giremezler. Bazen
yaşadıkları olayın belli bir bölümünü dahi
hatırlayamazlar. 0 anlar hafızalarında yoktur,
yaşanmamış gibidir.
Travma sonrası stres
belirtileri
olan kişiler,
kendilerini amaçsız ve plansız hissedebilir.
Artık eski eğlenceleri, hobileri kendilerine
yeterince zevk vermemeye başlar. Sevinç,
mutluluk gibi duyguları yaşamakta güçlük
çekerler. Sevinilecek bir durumda bu duyguyu
yeterince yaşayamazlar.
Uykuları bozulabilir;
uykuya, dalmak, uykuyu sürdürmek ciddi bir sorun
haline gelir. Kişi daha tahammülsüz olabilir.
Artık kolay öfkelenen, kırıcı olabilen bir insan
olmuştur. Dikkatini toplamakta güçlük çeker.
Yaptığı işe kendini veremez. Daha unutkan
olmuştur. Her an kötü bir şey olacakmış gibi
kendisini tetikte hisseder. Ani gürültü veya
seslerde çabuk irkilir. Kalbi çarpmaya başlar,
sık soluk alıp verir, terler, huzursuzdur.
Telefon sesleri, kapı çarpması, kamyon gürültüsü
gibi sesler aniden irkilmelerine neden olup
oldukça sıkıntı verebilir.
Travmalardan sonra yaşanan
stres sorunları
yıllarca
sürüp kalıcı bir hale gelebilir. Sorunlar
kişilerin iş, aile ve toplumsal yaşamlarını
olumsuz yönde etkileyebilir. Erken tedavi,
sorunun sürüp gitmesini engelleyen en önemli
etkendir. Bu nedenle, öncelikle sorunları hiç
çekinmeden, zayıflık, eksiklik olduğunu
düşünmeden paylaşmak önemlidir. Bu tür olaylara
karşı birçok insanın benzer stres tepkileri
verdiği unutulmamalıdır. Tedavi, ilaç tedavisi
ve hipnoz destekli bilişsel psikoterapidir.
Bilişsel tedavide kişinin kendine ve çevresine
yönelik aşırı güvensiz, yetersizlik, yalnızlık
,çaresizlik, suçluluk düşünceleri travma
öncesindeki duruma çevrilmeye çalışılır. Kendine
yetebilen,değer veren, olaylarla başedebilen bir
kişi haline gelmesine çalışılır.
Vietnam
gazileri arasında bu bozukluğun kurbanlarının
olmayanlara göre hipnotik telkine açıklık ve
imgelerin canlılığı açısından daha önde olduğunu
belirtmiştir. Kingsbury (1988) travma sonrası
stres bozukluğunun tedavisinde hipnoz
uygulamasını ayrıntılarıyla anlatır: Olayların
bilişsel yeniden çerçevelenmesi, acı çeken
kişinin olaydan uzaklaşması için kopmanın
kullanımı, olay anılarının değiştirilmesi.
Bilişsel yeniden çerçevelemenin yapılabilmesi
için hipnozun kullanımı sıklıkla tercih edilen
tedavi yöntemlerindendir (MacHovec, 1985).
Travma sonrası stres bozukluğunda hipnozun
psikanalitik yönelimli kullanımından da
bahsedilir (Peebles, 1989).
|