|
Panik
atak;toplumun % 4’ de görülen yoğun, endişe,
korku duygularının birden başladığı ,nefes
darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ya da göğüste
sıkıntı hissi, soluğun kesilmesi ya da
boğuluyormuş gibi olma duyumları ,çıldıracağı ya
da kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi
belirtileri içeren bir durumdur.DSM- IV denilen
ruhsal durumların sınıflandırmasında 13
belirtiden en az 4'ünün eşlik ettiği, yoğun bir
korku ya da rahatsızlık duyma dönemi olarak
tanımlanır. Atak birden başlar ve hızla doruk
düzeye ulaşır. Genellikle 10 dakikadan daha kısa
bir süre içinde gelişir. Çoğu zaman buna yakında
bir tehlikenin doğacağı ya da kişinin
ölebileceği duyumu ve kaçma dürtüsü eşlik eder.
Bu
13 belirti çarpıntı, terleme, titreme ya da
sarsılma, nefes darlığı ya da boğuluyor gibi
olma duyumları, soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı
ya da göğüste sıkıntı hissi, bulantı ya da karın
ağrısı, baş dönmesi ya da sersemlik hissi,
gerçeklerden uzaklaşma duyguları, kontrolünü
kaybedeceği ya da "çıldıracağı" korkusu, ölüm
korkusu, uyuşmalar ve üşüme, ürperme ya da ateş
basmalarından oluşur.
Panik atak
genelde günlük stress seviyesi normalin üstünde
olan veya öyle algılayan kişilerde daha sıktır
ve bazı kişilik özellikleri ile ilgilidir.
Panik atak vakalarının üçte birinde uzun süreli
, tedavi edilmemiş depresyon vardır. Tedavi
edilmeyen panik atak vakalarının üçte biride
agorafobi dediğimiz açık alan korkusuna (evden
çıkamama) dönüşebilir. Kişinin özel ve iş
hayatını çok yakından etkileyen bir durumdur.
Panik atakları için başvuran kişiler
korkularını çok yoğun olarak tanımlarlar;
Öleceklermiş gibi, kontrollerini kaybetmiş gibi,
kalp krizi ya da inme geçiriyorlarmış gibi ya da
"çıldırıyorlarmış" gibi olduklarını söylerler.
Bu kişiler genellikle, atağın çıktığı yerden
kaçıp kurtulmak için büyük bir istek
duyduklarını da söylerler.
Panik bozukluğu kendiliğinden ortaya çıkan,
beklenmedik panik ataklarının olması ile kendini
gösterir. Panik atakları, oldukça kısa süren
yoğun kaygı ya da korku dönemleridir. Çarpıntı,
sık nefes alıp verme gibi belirtiler buna eşlik
eder. Panik atakları olan hastalar çoğu zaman iç
hastalıkları kliniklerine ya da acillere
başvurdukları için çok değişik hastalık
tanılarıyla farklı tedaviler görmektedirler. Bu
hastalara bir çok tahlil yapılmakta ve maalesef
çoğu zaman yanlış teşhisler konmaktadır.
Panik atak sıklığı genelde değişkendir. Tek bir
günde birden çok atak yaşanabileceği gibi, bütün
bir yıl içerisinde sadece birkaç atak geçiren
kişiler de olabilir.
Panik ataklar sadece panik bozukluğa özgü
olmadıklarından kesin tanı için yeterli
değillerdir. Panik ataklar, bir çok psikiyatrik
bozuklukta görülebilir; özgül fobi, sosyal fobi,
travma sonrası stres bozukluğu, depresif
bozukluklar gibi…
Panikatak kadınlarda erkeklere oranla 3 - 4 kat
daha fazla görülmektedir.Daha çok genç erişkin
dönemde başlar. 35 yaş civarında daha çok
görülür. 45 yaşından sonra nadirdir. Panik atak
genelde 5- 20 dakika sürer. Nadir de olsa bir
saat kadar uzun sürebilir.
Genel gerginlik ve sinirsel rahatsızlık
duyguları ile yavaş yavaş ve sinsi bir biçimde
başlayabilir ya da ani bunaltı ataklarının
birden patlak vermesi ile kendini gösterebilir.
İlk panik atağı çoğunlukla kendiliğinden ortaya
çıkan bir ataktır. İlk belirtiler genelde aşırı
bir korku ve ölecekmiş gibi olma duyumudur.
Hastalar kalp krizi geçirdiklerini düşünürler.
Hatta hastalar kalp çarpıntılarının ve
göğüslerinde duydukları ağrının ölmek üzere
olduklarının birer belirtisi olduğuna inanırlar.
Panik bozukluğu olan hastalarda fobik bozukluk,
depresyon, iki uçlu duygu durum bozukluğu,
saplantı zorlantı bozukluğu sıklıkla birlikte
bulunabilir.
Panik
bozukluğunda nöbetler dışında hasta genelde
sağlıklı bir görünümdedir. Ancak panik nöbetin
olduğu sırada hasta ileri derecede endişeli ve
telaşlı görünür.
Ne
zaman geleceği pek kestirilemeyen ani ve ağır
bir korku nöbeti bütün duygulanıma hakimdir.
Panik nöbeti yatıştıktan sonra hastanın en
önemli yakınması, panik nöbetini yeniden yaşama
korkusudur.
Genelde hastalar ölüm korkusunun yanı sıra,
delirme ve kendilerini kontrol edememe korkusu
da yaşarlar.
Zaman
zaman hastalarda hem kendilerini hem de
çevrelerini doğru algılayamama gibi algısal
bozukluklara da rastlanır.
Çoğu
hastanın yaşadığı, "atak ya tekrar gelirse"
korkusu, "beklenti bunaltısı" olarak
adlandırılır.
Ayrıca hastalarda çarpıntı ve sık nefes
almaktan, uyuşma ve baygınlık duygularına kadar
bir çok fizyolojik belirtiler de gözlenebilir.
Çoğu
zaman kişi bu panik sırasında öleceğinden ya da
kontrolünü yitirip çılgınca bir şey
yapacağından, örneğin deli olmaktan korkar.
Aslında hastaya deli olmak ne demektir diye
sorulduğunda bunun tanımlamasını da yapamaz. Bu
bir korkudan ibarettir. Çoğu hastada yanlarında
birileri olduğu zaman bu tür korkuların
yatışdığı görülür. Ne var ki atak geçirme
beklentisi devam ettiği için hasta yine de
huzursuzdur.
Panik bozukluğu tanısı koyabilmek için DSM-IV
(Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatistiksel
Elkitabı) kriterlerine göre beklenmedik en az 2
panik atağının olması gerekir.
Panik bozukluğunda panik atağın sıklıkları
değişkendir. Haftalar ve aylar boyunca hiç
atağın olmadığı dönemler yaşanabileceği gibi,
her gün birkaç atakla da karşılaşılabilir.
Panik bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %60'ında
majör depresif bozukluk ortaya çıkar. Ağır
agorafobisi (açık alan korkusu,dışarı çıkamama)
olanlarda panik bozukluğu sıklıkla diğer
anksiyete bozukluklarıyla birlikte de görülür.
Panik bozukluğu olan kişilerin % 15-30'unda
sosyal fobi, % 8-10'unda obsesif-kompulsif
bozukluk, %10-20'inde özgül fobi ve %25'de
yaygın anksiyete bozukluğu olduğu
bildirilmiştir.
Tedavi sonrası hastalığın tekrarlama riski az da
olsa vardır. Özellikle sadece ilaçlı tedavi
uygulandığında yeterli güven ortamı
oluşmadığından geri dönüşler daha kolay hale
gelmektedir. Hipnozla desteklenen psikoterapi
yöntemlerinde ise geri dönüşler daha zor
olmaktadır. Panik atak krizi esnasında görünen
belirtiler ise o kişide panik atak yaratan
geçmiş olaylarda yaşanan olaylarla bağlantılı
sıkışmış kalmış duyguların boşalma çabasından
başka bir şey değildir. Bu duygular hipnoz
tedavisi sırasında tedaviyi başarılı kılmada çok
işe yararlar. Boğazda tıkanma hissi kişinin
geçmişte bunu yaratan ilk olaylarda bağırması ya
da bir şey söylemesi gereken ortamda bu eylemi
gerçekleştirememiş olmasıdır. Korktuğu halde
bağıramamış, yanıt verememiş, ağlayamamıştır. Ve
sıkışmış tepki olumsuz duygu haline dönmüştür.
Yani geçmişin hipnoz hali devam eder. Zaten
panik atak krizi başlı başına hipnoz halidir.
Bilincimizle kontrol edemediğimiz her durumda
hipnoz hali var demektir. Biz de hastanın
oluşturduğu bu hipnoz halini, hipnoterapi ile
çözmekteyiz.Panik atak sırasındaki korku hali
gerçek korku değildir.gerçek korku,hayatta
kalabilmemiz için gereklidir.Ormanda ayıyla
karşılaştığımızda korkmamız normaldir,bu gerçek
korkudur. Hipnoterapi,gerçekle bağdaşmayan bu
olumsuz duyguları bilinçaltından kaldırmaya
yarar,bilinçaltına artık tehlike olmadığını
öğretir.
Tedavi şansı nedir?
Hipnoz destekli davranışçı psikoterapilerle
yapılan tedavilerde başarı şansı yüksektir. Eğer
tedavi protokolüne, uygun bir ilaç da eklenirse
tedavi olma ihtimali % 80'lere kadar
yükselmektedir. Sadece ilaçlı tedavide bu oran
düşmekte, üstelik geri dönme ihtimali de bir
hayli artmaktadır.
Panik
bozukluğu nasıl tedavi edilir?
En
ideal yöntem ilaçlı tedavinin yanı sıra
hipnoterapi destekli bilişsel-davranışçı
psikoterapilerdir. Yalnız başına ilaçların
önemli bir etkisi yoktur.İlaçlar psikoterapiye
destek olarak kullanılabilirler. Fobik
bozukluklar genelde süregen rahatsızlıklar
oldukları için tedavide yalnız başına ilaçlara
dayanmak rahatsızlığın daha da uzamasına ya da
hastanın ilaç bağımlısı olmasına yol açabilir.
Kliniğimizde, hastalarımıza öncelikle iyi bir
hastalık sorgulaması yapıp, muayene ediyoruz.
Hastalık ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi
veriyoruz. Bu bilgilendirmeyi hasta ile sınırlı
tutmayıp, aile çevresi ya da aynı ortamı
paylaştıkları diğer kişilere de aynen
uyguluyoruz. Hastamıza yapılması gereken en
uygun davranış modelinin ne olacağını
öğrendiklerinde doğal olarak bu kişiler de
tedavi sürecinde bizlere yardımcı
olmaktadırlar.Hastalarımıza hipnoterapi
destekli bilişsel-davranışçı psikoterapiler
uyguluyoruz .Genelde 5 - 7 seans ta iyi sonuçlar
almaktayız. Hipnoterapi ile hayatınızın
kontrolünü yeniden elinize alın. Hoşçaolun… |