|
Kadında azalmış cinsel istek bozukluğu, sürekli
olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel
fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma
isteğinin az olması ya da hiç olmaması olarak
tanımlanmaktadır. Cinsel isteği değerlendirmede
ölçünün ne olacağı uzun yıllardır
tartışılmaktadır. Geçmişte temel ölçü olarak,
cinsel birleşme sıklığı, cinsel düşünce,
fanteziler ve orgazm ile sonlanan cinsel
etkinlik sayısı gibi cinsel davranışlar temel
alınmaktaydı. Sonraki yıllarda buna kişinin
cinsel ilgi ve isteği de eklenmiştir.
Bu sorun ergenlik döneminden başlayarak
gelişebileceği gibi, yaşamın herhangi bir
döneminde depresyon, psikolojik travma ya da
ilaç kullanımı gibi belirgin bir olay ya da
duruma bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Ayrıca
cinsel istek azlığı, özel olarak belli bir
duruma ya da kişiye özgü olabilir. Ayrıntılı
cinsel öykü alma ve değerlendirme gereklidir.
Azalmış cinsel istek bozukluğu kötü giden
ilişkiye bir tepki olarak da ortaya çıkabilir.
Mutsuz bir ilişki içerisinde yaşayan kadının
cinsel isteği de doğal olarak azalacaktır.
Yaş faktörü, dikkat edilmesi gereken bir
noktadır. Yaşlanma ile birlikte fizyolojik bir
dizi cinsel değişiklik oluşur. Cinsel istek ve
frekansı düşebilir. Bu hastalık değil fizyolojik
bir değişimdir.
Cinsel istek azlığı, cinselliğin
yasaklandığı, baskı altında tutulduğu, suçluluk
ve günahkarlık duygularının fazla olduğu toplum
ve kültürlerde daha sıktır. Bu toplumlarda,
cinsel eğitimin olmaması, cinsellikle ilgili
yanlış inanç ve beklentilerin yaygınlaşmasına ve
kişilerin cinsel yaşamlarını olumsuz yönde
etkilemesine yol açmaktadır. Özellikle
kadınların cinsellikten zevk almalarının,
mastürbasyon yapmalarının, cinsel fanteziler
kurmalarının, sevişmeye etkin olarak
katılmalarının ya da cinsel etkinliği
başlatmalarının ayıp, yasak ya da günah olarak
algılanabildiği ortamlarda büyüyen genç kızlar,
küçük yaşlardan başlayarak her türlü cinsel
güdülerini bastırmaya ve her türlü cinsel
etkinliği kafalarından silmeye kendilerini
koşullandırmaktadırlar. Bu sürecin doğal sonucu,
kadının cinselliğe hatta kendi bedenine
yabancılaşma sürecidir.
Cinsel istek azlığı, sıklıkla uyarılma ve orgazm
bozukluğu ile ilişkilidir. Herhangi bir cinsel
işlev bozukluğu olan bir kadının tekrarlayan
olumsuz deneyimlerinden sonra giderek
cinsellikten soğuması ve uzaklaşması
beklenebilen bir sonuçtur.Ayrıca partnerinde
olan bir cinsel problem de (örneğin erken
boşalma,sertleşememe vs..) ileride kadında
cinsel istek azlığına neden olabilir.
Sonradan oluşan cinsel istek azalmasının
altından depresyon ya da psikolojik travma,
anksiyete bozuklukları çıkar ve zamanla kalıcı
hale gelebilir.
Son yıllarda yaygın olarak kullanılan çok sayıda
ilacın cinsel istekte azalmaya yol açtığı
anlaşılmıştır ( grip ilaçları, tansiyon düşürücü
ilaçlar gibi ).
Kadınlar gibi erkeklerde de cinsel istek azlığı
olabilir. Stres,depresyon,psikolojik
travmalar,testosteron eksikliği,
şişmanlık,sigara, bazı ilaçlar cinsel
isteksizliğe neden olabiliyor. Ayrıca cinsel
istek azlığı, ciddi bir hastalığın ön belirtisi
de(kalp veya şeker hastalığı gibi)olabilir.Çünkü
kan dolaşımındaki bozulmalar,cinsel organların
da kanlanmasını azaltır.
Sağlıklı ve düzenli cinsel yaşam doğal anti-aging
olarak sağlıklı yaşamın anahtarı kabul ediliyor.
Gerçekten de yapılan araştırmalar düzenli cinsel
yaşamın hormonlar üzerindeki etkisini
kanıtlıyor.Ayrıca erkekte olan bir cinsel
problem de (örneğin erken boşalma,sertleşememe
vs..)ileride erkekte cinsel istek azlığına neden
olabilir.
Kliğimizde
ayrıntılı bir muayene ve tetkiklerden
sonra,kadın hastalıkları ve üroloji hekimleriyle
birlikte değerlendirip,eğer cinsel istek
azlığının bedensel,organik bir nedene bağlı
olmadığı,psikolojik nedenlere bağlı olduğu
tespit edildikten sonra hipnoterapiyi de içeren
bütüncül psikoterapi ile tedavisini yapmaktayız.
|