Evliliğimde sorunlar yaşıyorum, sertleşme sorunum var, erken boşalıyorum. orgazm olamıyorum, cinsel isteksizlik yaşıyorum, cinsellikten bir şey anlamıyorum, cinsel ilişkiye giremiyorum, kasılıyorum, cinsel ilişkide ağrı duyuyorum, içimde sıkıntı, bunaltı var, yaşamdan keyif almıyorum, mutsuzum, sürekli ağlıyorum, huzursuzum, gerginim, çok sinirliyim, öfke patlamaları yaşıyorum, şu alışkanlığımı terk etmek istiyorum, hastalığımın çözümünde farklı yollar arıyorum diyorsanız; sorunlarınızı paylaşıp, çözüm bulmanıza yardımcı olabiliriz. Hipnoterapi, sorunlarınızın belki de hatırlamadığınız bilinçdışındaki nedenlerini bularak, gerçek anlamda tedavi edebilir.
Ünlü Psikolog Jung'un dediği gibi: “Bilinçaltınızdakiler Bilince Çıkmadıkça Karşınıza Kaderiniz Olarak Çıkar.” Sadece Kaderiniz Olarak Değil Hastalıklar, Bağımlılıklar Olarak da...
Günümüzde çok yaygın bir benzetmeyi kullanmak gerekirse; uzun zamandır hava kirliliği içinde yaşayan insanlar, ancak o ortamlardan çıktıkları zaman kirliliğin gerçek boyutlarını görebilirler. Dolayısıyla bilinçaltında ürettiğimiz düşünceler bilinç düzeyine çıkartıldığı oranda farkındalığımız artmaktadır.
Schumacher ise: “Bir insanın, kafasını dolduran kabullenmeler konusunda eleştirel bir farkındalık kazanmaya çalışmasından daha zor bir şey yoktur. Her düşünce süzgeçten geçirilebilir, ama süzgeç olarak kullandığımız düşünce, süzgeçten geçmez” diye belirterek bilinçaltının önemine dikkat çeker.
Psikolojide Bilinç ve Bilinçaltı çalışmaları ile tanıdığımız Charles Tart: Bizim sıradan bilinçlilik durumumuz doğal, verilmiş bir şey olmadığını, aksine hayli karmaşık bir yapı olduğunu dile getirir. Ve farklı bilinç durumlarından bahseder.
Her bilinç durumu kendi gerçeklik tanımını açığa çıkarmaktadır. Bu noktada Hipnoterapi, karmaşık ve farklı bilinç durumlarının çözülmesine yönelik ve anlaşılmasına yönelik bir çalışmayı hedeflemektedir.
Hipnoz, o andaki gerçeğin farkında olmamıza rağmen, ondan ayrı bir hisse sahip olduğumuz, uyku ile uyanıklık arasındaki farklı bir bilinç durumudur. Kişinin dikkati genellikle içe dönüktür ve dardır. Bu durumda telkin alma yeteneği artmaktadır. Örneğin, hipnoz halindeyken bilinciniz içe döner ve dışarı ile bağlantısı azalır ve dışarıdan gelen telkinlere açık hale gelmektedir.
Hipnoz bir tekniktir,araçtır. Hipnoterapi ise, hipnoz altında yapılan terapidir. Kişi, kendi isteğiyle belirlediği amaca ulaşmak için hipnoterapist’e güven duyarak fayda görür.
Zihin, aldığı bilgileri hem bilinçli hem de bilinçaltı olarak işlemektedir. Bilinçaltımız, beynimizin farkında olmadığımız yanıdır. Bütün istemsiz beden fonksiyonlarını kontrol etmenin yanında, tüm deneyimlerimizi, hatıralarımızı depolar, bağışıklık sistemimizi, hormonal sistemimiz kontrol eder. Bilinçaltı, aynı zamanda sezgilerimizden, tutumlarımızdan, kendimiz hakkındaki düşüncelerimizden ve alışkanlıklarımızdan sorumludur.
Bilinçli zihin daha eleştireldir. Problem çözerken daha çok analiz yapmaya meyillidir. Bu da bazen karasızlığa ve harekete geçmekte zorluklara neden olabilir. Hipnoz altında olan bilincin, analiz yeteneğinden kurtulan bilinçdışı zihin, telkin almaya daha hazır hale gelir ve terapi gerçekleşir.
Hipnoz hali garip veya esrarengiz bir olay değildir. Gündüzleri hayal kurmaya veya uykuya dalmadan önceki hallere benzeyen tamamen normal bir durumdur. Aslında hipnoz hallerini gün içinde bazen yaşarız da hipnoz olduğunu bilmeyiz. Örneğin, arabayla giderken daldığınız ve eve vardığınızda hangi yollardan geçtiğinizi hatırlamadığınız anlar oldu mu? Yine fanatiği olduğunuz takımın maçını izlerken veya çok hoşunuza giden bir filmi izlerken yanınızdakilerin size seslendiğini duymadığınız anlar oldu mu? Önemli bir işiniz için yatmadan önce sabahın beşinde kalkmanız gerektiğini düşünüp, tam o saatte kendiliğinden uyandığınız oldu mu? Veya banyoya giderken bacağımızda bir morluk görüp, bacağımı acaba nereye çarptım, aslında acı da duymadım dediğiniz oldu mu? Bunların hepsi hipnoz durumlarıdır. Çocuklar da hipnoz olur. Oyuncaklarıyla oynamaya dalmış bir çocuk seslendiğinizde sizi duymuyorsa hipnozdadır. Ancak hipnoz ile hipnoterapi farklı şeylerdir.
Hipnoterapi, hipnoz yoluyla yapılan tedavidir. Gerçek iyileşmeye giden yoldur. Hipnozu bir şırınga veya enjektöre benzetirsek; hipnoterapi, enjektördeki ilaçtır. Gerçek tedaviyi yapan enjektör değil, ilaçtır. Ama enjektör de ilacın etki edeceği yerlere ulaşmasını sağlayan bir araçtır. Bu nedenle algıladığımız gerçeklik bizim bilinç durumumuzu yansıtır ve aynı zamanda kendimizi keşfetmeden gerçekliği keşfedemeyiz; çünkü bizler hem gerçeğiz, hem de keşfettiğimiz gerçekliği yansıtırız.
Yansıtma algıyı üretir. Gördüğümüz âlem ona yüklediğimiz şeyden başka bir şey değildir… O, sizin bilinçlilik durumunuzun bir tanığı, içsel bir durumunda dışsal görüntüsüdür. İnsanın nasıl düşünürse öyle algılar. O halde, dünyayı değiştirmeye çalışmak yerine ona dair düşüncenizi değiştirmeyi deneyebiliriz.
Hipnoterapi, dünyanın birçok ülkesinde kabul edilen etkili bir psikoterapi yöntemidir. İngiliz Tıp Birliği 1953 yılında, Amerikan Tıp Birliği 1956 yılında hipnoterapiyi, bir psikoterapi yöntemi olarak kabul etmişlerdir.Türkiye'de de son yıllarda hızla gelişmektedir.